21 Mayıs 2009

hacettepem

bu hafta cumartesi akşamımızı, okulum hacettepede ezginin günlüğü ve feridun düzağaç'a ayırdık. uzun süredir enerji boşaltmaya ihtiyacım vardı, döktük kurtlarımızı bi güzel.

tam 8 sene olmuş mezun olalı ve bu arada ben okulumu çok ihmal etmişim. kampüse bu gidişimde çok şaşırdım, bir sürü güzel şey olmuş. yeni binalar, çevre düzenlemeleri, tabelalar.. ama en güzeli de yavaş yavaş bir "hacettepeli olma" ruhu doğmaya başlamış sanki.

bizim üniversiteye giriş dönemimizde hacettepenin puanları odtünün hemen altında, siyasalın hemen üstündeydi. aslında hepimiz için hacettepe, boşluk doldurmak için yazılmış bir tercihti. okulun ilk günü çoğu kişinin aklında odtü'yü az puanla kaçırmış olmanın verdiği hayal kırıklığı ve "niye yazdım ki burayı, en azından siyasalda olurdum şimdi" düşüncesinin verdiği pişmanlık vardı. bu arada derede kalmışlık psikolojisinin üstümüzden atılması için üniversite yönetiminin ve hocaların da pek çaba gösterdiği söylenemezdi doğrusu. işte bu nedenle hacettepe (tıp dışında) kimlik kazanamamış, iş ilanlarında tercih edilen okullar arasında adı geçmeyen, "biz ruhu" oluşturamamuş bir okuldu.

ben zamanla hacettepe'yi çok sevdim. okul çıkışlarında koşa koşa eve veya bahçeliye, tunalıya kaçanların aksine işletme klübünün "yerin altındaki" odasını ve kampüsün gizli kalmış köşelerini keşfetmeyi tercih ettim. okulun genelininin aksine hacettepeli olmak bana mutluluk verdi.

bu gidişimde görüntü daha bir farklıydı sanki. sanki hacettepeli olanlar o kadar da mutsuz değillerdi, akılları o kadar da odtü'de veya başka bi yerde kalmamıştı. bizim zamanımızda uğraşacak kimse olmadığından düzenlenmeyen bahar şenlikleri için şimdi herkes "en iyi şenlikler hacettepe'de" diyordu. bizim kampüste de kalabalıklar cıvıl cıvıldı nihayet..

sanki üniversite boyunca insanlara anlatmaya çalıştığım şey gerçekleşmişti. kendime de pay çıkardım hemen ve pek mutlu ayrıldım o geceyarısı kampüsten.. :p

4 Mayıs 2009

3 günde ben

sıradan bir cuma günü.. odtü ve kütüphane.. durgun ve dingin bir ben!

cumartesi gündüz hazırlık ve süt köpürtücü arayışları. akşamı minöm ve diğerleriyle çok özlediğim “sabaha kadar okey” faaliyeti.. uzun süredir gülmediğim kadar gülmece, çenem yorulana kadar muhabbet.. uykusuz ama mutlu bir ben!

pazar günü haluj davetinden psı halive davetine koşmaca.. hareketli ama şişko bir ben!

3 günlük tatil ne güzel şey.. keşke her gün tatil olsa.. :)